Nasıl senin gibi bir utangaç kız olsun

Bakın esma kardeşim nasıl bir ilişki sizinki anlamadım doğru dürüst görüşmemişsiniz ve siz bağlı biri de değil siz kız olduğunuz halde peşindesiniz.yapmayın kardeşim bu bir bağımlık gibi bir şey kurtarın kendiniz.Lütfen doğru dürüst bir hayat yaşamak için uğraşın kaç yaşındasın işin gücün varmı ... Arzu ise tam tersine, yanlız görsün selam da verir konuşur da. Ben evde olayım olmayayım, karımla görüşmeye eve de gelir. Bir de tam karşı binada oturan Nursen var. 50 yaşında, çok güzel ve çekici bir kadın. Kadife gibi teni var, göğüsleri dolgun ve güzel. Vücüdu at gibi, yuvarlak iri kalçalara, sütün gibi bacaklara ... Rüyada erkek öpmek. Bir kadının rüyada erkek ile öpüşme halinde olması ve cinsel münasebetini sürdürmesi o kişinin hayatta istediği bir amaca ulaşacağı şeklinde yorumlanmaktadır. Eğer bu kişi ile sarmaş dolaş ise bu kişiden umduğu menfaati gerçekleştirecektir. Eğer büyük bir şehvet var ise öpen öpülenden büyük bir yardım alır, ilim öğrenir. Hangi yaşta olursa olsun, boy uzunluğunun değerlendirilmesinde kullanılan ölçü, o andaki boyun hangi büyüme eğri diliminde olduğu ve büyüme hızı ile belirlenir. ... Kız ve Erkek Çocuklarının Toplumsallaşması ... ruh sağlığı, iş dünyası, insan kaynakları gibi bir çok alanda yıllardır (2003) içerik üreten ... Erkek olsun kız olsun her konuda olduğu gibi isim bulma konusu da oldukça eğlenceli ama bir o kadar da vakit alan bir süreç. Bugün sizler için kız isimleri hakkında büyük bir liste yaptım. Listemizde A'dan Z'ye yüzlerce isim bulunuyor. Kız isimleri listemizde yer alan isimlerin anlamları da hemen yanında yazıyor. Türkiye'de on binlerce farklı erkek ismi bulunuyor. Gelin hep birlikte Türkiye'de en çok kullanılan erkek isimlerine bir göz atalım. Bebek sahibi olacak çiftler için de doğacak olan bebeğe isim bulmak oldukça zor. Erkek olsun kız olsun her konuda olduğu gibi isim bulma konusu da oldukça zahmetli ama eğlenceli bir süreç.

Silik biriyim ben. Sesim zaten pek çıkmaz.

2020.10.21 20:12 SuperHans2189 Silik biriyim ben. Sesim zaten pek çıkmaz.

Hani bazen çok uzun sure sustuktan sonra biri bir şey sorunca cevap verirken, ses tonumuzu ayarlayamayız, sesimiz osuruk gibi çıkar ya işte ben o ses tonunda konuşurum. Anlattıklarım çok da matah şeyler değildir ama anlatmak isterim. Tam anlatmaya başlayıp ‘iyi gidiyorsun oğlum, hadi şu son cümleyi de bağlarsan, aklını alacaksın onun’ diye düşünürken, karşımdaki 'abi biraz yüksek sesle konuş, ne diyorsun anlamıyorum’ der. Orospu çocuğu nasıl da büyük bir rahatlıkla söyler bunu. Başlarım en baştan 'abi diyorum ki…’ diye anlatmaya. O kadar silik bir insanım ki kurduğum cümlelerde bile doğru düzgün özne yoktur. Özne ortaya çıkmaz, özne bile kaçıp saklanır, gizli öznedir. Dolaylı tümleçle, zarf tümleciyle kur cümleyi, anlat anlatabilirsen derdini. Dün bütün olanlara rağmen Bengü'ye onu çok sevdiğimi söylemeye gittim. Kim gitti? Ben gittim(g.ö. ben). Yarrağımı gittim! Bugün bir minibüste bile şoför 'birader sen geç, buraya otur da yer açılsın’ diyerek para kutusunun yanına, minibüstekilere karşı seni oturttuğu zaman zor duruma düşüyorsun, insanların yüzüne bakamıyorsun, Bengü 'nun suratına nasıl bakacaksın.
Yalnız sesim değil, tipim de siliktir. Normal adamım. Bana benzeyen binlerce insan var sokakta… Hiç dikkat çekici bir suratım yok. 'Sokaktan adam geçti bir tane’ deriz ya, özelliksiz adam, başında herhangi bir sıfatı olmayan adam, işte ben oyum. Dümdüz adam! Bu özelliksiz suratımın işe yaradığı da oldu tabi. Okul hayatımda ve askerlikte çok rahat ettim. Hiç hoca ve ya komutan bana kafayı takmadı. Nasıl taksınlar ki ismi bile ezberlenmeyen, hiç ismiyle hitap etmedikleri, en fazla 'evladım’ ve ya 'oğlum’ diye çağırdıkları, hayatlarında hiç iz bırakmadan gelip geçen biriyle kim, niye uğraşsın ki…
Tamam, biraz abarttım. İtiraf ediyorum, bir ara, üniversitedeyken gerçekten ortamın merkezi olmuştum. Merkezdeki kişi bendim. Hem de iki güzel kızla bardaydık. Kulaklarımla duydum, benden bahsediyorlardı, orijin bendim. 'Şu çocuk seni kesiyor’ diye arkadaşına gösterdi biri, kestiğim kız ise 'hangisi’ diye sordu. 'Şu gözlüklünün arkasındaki’ dedi. Kestiğim gülümsedi. Üniversitedeyken gözlük takardım, artık lens takıyorum, temiz tutarsan valla büyük kolaylık… Elveda eski kestiğim.
Silik, utangaç ve iki kelimeyi yan yana getiremeyen biri olduğunda insan, dahi filan olmayı bekliyor ama bende o da yok. Çok susup, sabit gözlerle bir nesneye bakınca biri görse 'kim bilir içinde ne fırtınalar kopuyordur, ne savaşlar veriyordur, zihinde ne kaleler yıkıp, ne devletler kuruyordur’ diye düşünür ama bende vallahi o da yok. Neye bakıyorsam onu düşünüyorum. Mesela ekmeğe mi bakıyorum 'ekmek’ yazıyor düşünce balonumda. Silik olmam dahi veya duygusal olmam anlamına gelmez. Bana benzeyen birinden hoşlanacağım anlamına ise hiç gelmez. Aksine nefret ederim benim gibi silik insanlardan, fellik fellik kaçarım. Onlarla gezmek, tanışmak, içki içmek, dertleşmek istemem. Hatta kendi halime tipime bakmadan aşağılarım onları, 'mih mih mih’ diye gülerken o, 'acaba ben de mi böyle gülüyorum’ diye düşünerek, tiksinirim gülüşünden. Kendim gibi bir insan daha niye isteyeyim ki.
Aşık olduğum zaman çok güzel kızlara aşık olurum. 'Niye aşık oldun?’, 'çünkü çok güzel’ işte bu kadar basit.
Yakışıklı ne acayip di mi? Ben de yürüyorum, o da yürüyor. Ağzı var yemek yiyor, eli filan da var, aynı benim gibi. Düşününce totalde aynıyız. Ama o yakışıklı. Bir şey yapmasına gerek yok, dursa yeter. Ağzını açtığı zaman herkes onu dinler, saçmalama kredisi sonsuzdur. Senin bir tip yakışan saçın vardır, onun hepsidir. Kazıt o saçını senin çıksın topatan kavunu gibi kafan ortaya, o ise yine yakışıklı. Bir de bu durumun farkında değil gibi orospu çocuğu, ben ise hayatım boyunca bir jöleden çok şey bekledim. Turistin mavi gözlü sarışın çocuğunu sevdiğimiz gibi, 32 yaşında olmamıza bakmadan 4 yaşındaki çocuğun etrafına toplanmamız, onu güldürmeye çalışmamız gibi severiz, utanmasak elimizi çocuğun omzuna atıp, 'Ben Ulrih'leyim siz hepinizsiniz var mısınız lan maça’ dememiz gibi ucundan eklenmeye çalışırız yakışıklıya. Okurlar biz sıramızın gelmesini çok bekledik. Ve ne olduysa oldu devran dondu, rüzgar bizden tarafa esmeye başladı. Haber geldi, 'samimiyet’ bayrakları açılmış toplumda. Samimi olmak prim ediyor dediler… Sorduk; 'nasıl yani? Sadece samimi olmak yetiyor mu?’ 'Evet abi. Ne olursa olsun samimi olsun deniyor ortamlarda. Cahil de olsan, aptal da olsan… Yahu konuşturmayın adamı işte! Samimice itiraf etmek yetiyor işte, anında prim yapıyor.’ dendi. Çıktık yuvalarımızdan. Zaman artık bizim zamanımızdı, beklediğimiz gün gelmişti. En önden ben koştum. Anlattım başımdan geçenleri, aptallıklarımı. Bence etkileyici bir üslupla sunulmuş, içi de komik şapşallıklar barındıran hikâyelerdi. Bir iki etkilenme olunca, bir tane daha anlattım. 'sevimli şapşal şey’ damarımı iyice eşeledim, anlattıkça anlattım. En mahremlerine kadar, altıma sıçmalı anılara kadar bir bir anlattım. Baktım hafiften bir tiksiniliyor rotayı ebeveynlere 31'de yakalanmalı anılarıma cevirdim. Büsbütün iğrenildi. Yakışıklı arkadaşım Efe ise birkaç 'sosyal beceriksizlik’ anısını anlatıp, 'İnanmıyorum Efe. Çok sevimliymişsin’ nidaları eşliğinde bu samimiyet rüzgârından çok güzel ekmek yedi. Efe sayesinde tanıştığım kızlarla bağlantım ise ileriye yönelik beklentiler içerisinde sürdü. Efe'nin eski takıldığı kızlardan biri Bengü 'yle bir gün Beşiktaş’ta karşılaştık. Nasıl olduysa beni tanıdı. Ne istiyordu bu Bengü benden, sadece güzel olması bile ona aşık olmama sebepken bir de benim farkımda olması… Yoluna mı atayım kendimi, yoksa şaki olup dağa mı çıkayım, bunu mu istiyor benden? 'Sen Efe'nin arkadaşısın di mi?’ dedi. Başımı sallayarak onayladım. 'Efe anlatmıştır biz ayrıldık onla’ dedi. 'Vay be ben evde oturup kalemle mandalina liflerini tırnaklarımdan sökerken insanlar neler yaşamış.’ diye içimden geçirdim ve acı acı gülümsedim. Efe'yi hala çok sevdiğini filan söyledi. 'Ulan Efe'yi dedem de sever, yakışıklı, zengin çocuk, beni sevsene.’ demek istedim, diyemedim. Gözleri dolmuştu, benimkiler de doldu. Sonra toparlanmaya çalışarak her şeye rağmen gülümsedi. 'Neyse saçmalıyorum işte. boşver beni. Sen ne yapıyorsun? Yürüyelim mi işin yoksa?’ dedi. Yürüdük. 'Sen hep susuyorsun. anlatsana kendini’ dedi. Boşver manasında başımı salladım. Gerçekten de anlatacak bir şey aklıma gelmiyordu. 'Ama gerçekten merak ediyorum. her insanın bir hikayesi vardır’ dedi. Karşılaşmadan önce 'ağzıma bakalım şu çubuk krakeri enlemesine sokabilecek miyim’ diye bir deney yapıyordum ve karşılaştığımdan beri ağzımda enlemesine duruyordu o kraker. Önce onu yedim. Sonra bütün gücümü toplayıp, bütün samimiyetimle 'Göğüslerin çok güzelmiş’ dedim.
submitted by SuperHans2189 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.26 17:49 Dawnbringer_1 AKI CHAN DAISKI DA YOOOO

Hey, Aki-chan! Tekrardan sınavı kazandığın için tebrik ederim! Sonuçta çok çalıştın ve emeklerinin karşılığını aldın! Umarım yeni okulunda iyi arkadaşlıklar ve başarılar edinirsin! Bu arada, birkaç gün önce sana bir kızdan hoşlandığımı söylemiştim. Hatırlıyor musun? O kız sendin. Evet, bunu çok ani olarak söylediğimin farkındayım. Ama lütfen dinle. Seninle ilk tanışdığım zaman çok nazik ve utangaç biri olduğunu fark ettim. Ayrıca inanılmaz yetenekli biri olduğunu da fark etmiştim. Nasıl olduysa seninle konuşmaya başladım ve arkadaş olduk. Sana o günlerde dünyanın en iyi arkadaşı ve en iyi kızı gözü ile bakıyordum. Öyleydin de. Çünkü dünya üzerinde senin gibi bir kıza daha önce rastlamamıştım. Sana takıldığın veya canını sıkan konularda tavsiye yada moral verdikçe mutlu oluyordum. Çünkü gerçekten dost diyebildiğim birini mutly edince ben de mutlu oluyordum. Seninle konuşmaya devam ettikçe ve seni daha çok tanımaya başladıkça bir anda sana karşı olan hislerim değişmeye başladı. Sen ve karakterinden hoşlanmaya başladım(kişiliğinden). Sen eşi benzeri bulunmayan bir kızdın. Seninle ciddi anlamda tanışıyor olmamama rağmen bunu net bir şekilde anlıyordum. Bir süre sonra seninle konuşurken heyecanlanmaya ve düşüncelere dalmaya başladım. Gün geçtikçe bu durum ben de dalıp gitmelere yol açmaya başladı. Eğer sana hislerimi söylersem hislerime karşılık vermez ve benimle arkadaşlığını bozar mı diye düşünmeye başladım. Bunun yanında sınavların ve eğitimin de olduğunu bildiğimden dikkatini dağıtmamak için bir süre daha hislerimi sakladım. Ama bir süre sonra çok düşündüğümden boğazım düğümlenir gibi olmaya başladı. Seni şimdiye kadar benimle konuşurken üzgün olarak görmedim. Çoğunlukla. Ama ne zaman konuşma biterse mutlu bir şekilde ayrıldığının farkındaydım. Çünkü arkadaşız ve dertlerimizi birbirimize anlatarak bir çözüm yolu buluruz. Ama ben sana hislerimi söylersem üzülmenden korktum. Hatta benim hislerime karşılık vermeyip arkadaşlığımıza devam ettiğimizde eskisi gibi konuşamayacağımızı hissettim. Ben senden hoşlanıyorum. Seninle ciddi olarak yüz yüze konuşmadım veya vakit geçirmedim ama nedenini bilmediğim halde deliler gibi hoşlanıyorum. Bu hisleri içimde tutmak canımı cidden çok yakmaya başladı. Seninle konuşurken hiçbir zaman yalan söylemedim ve şimdi söylediklerim de yalan değil. Sadece sana karşı olan hislerimi bilmeni istiyorum. Belki bana karşı aynı şeyleri hissediyorsundur. Yada beni sadece arkadaş olarak görüyorsundur. Yada bu dediklerimden sonra benimle olan ilişkini bozmak istiyorsundur. Vereceğin cevap ne olursa olsun tek derdim senin şu an üzülmemen ve beni kötü biri olarak görmemen. Pek çok alanda iyi olmadığımın doğru olmadığını biliyorum. Ancak sana karşı olan hislerimin doğru olduğunu biliyorum. Eğer beni reddedersen lütfen arkadaşlığımızı bozmayalım. Çünkü senin gibi eşi benzeri olmayan bir kız ile ilişkimizin bozulması beni gerçekten mutsuz eder. Eğer kabul edersen sana layık ve seni her zaman mutlu edebilecek bir erkek arkadaş olmaya çalışacağım. Cevabın ne olursa olsun gelecekteki başarıların ve amaçların için seni desteklemeye devam edeceğim. Ve bir gün eğer ki gerçek hayatta karşılaşırsak, seninle yüz yüze konuşup seninle gerçekten tanışmak istiyorum. Ve o vakit seninle gerçekten dost veya erkek arkadaş olmak istiyorum. Elifsu, senden hoşlanıyorum.
submitted by Dawnbringer_1 to kopyamakarna [link] [comments]


Çok kıymetli bir dua her türlü istek için'Çok tesirli bir ...